Friday, February 5, 2016

Parkinson Hastalığının Tarihçesi


Parkinson hastalığı bilindiği üzere Alzheimer hastalığından sonra en sık görülen beyin kaynaklı sinir sistemi rahatsızlığıdır. Peki bu hastalığın ilk bulguları nerede ve kim tarafından keşfedilmiştir? Sorumuzu yanıtlamadan önce bu hastalığa sahip kişilerin tedavi edilmezse ölmeyeceğini ancak yaşam standartlarında büyük bir düşüş yaşayacağını belirtelim.

İlk olarak 1817 yılında Yahudi doktor James Parkinson tarafından titremeli felç olarak tanımlanan hastalık, her bin kişide bir görülen bir sinir sistemi rahatsızlığıdır. James Parkinson'a gelen hastasında ellerde ve ayaklarda titreme aynı zamanda vücudun bir kısmında kısmi felç görülmekteydi. Doktor James, daha önce bir çok felç hastası görmüştü fakat titreme ve hareket kaybı gibi belirtiler gösteren bir felç rahatsızlığına rastlamamıştı. Bu anlamda doktor bu hastalığın henüz tanımlanmamış bir hastalık olduğu konusunda uluslararası Nörologlar toplantısında bir sunumu esnasında bahsetmiş ve hastalığa Parkinson ismini verdiğini açıklamıştı. Bu aşamadan sonra dünya çapında bir çok Nörolog bu hastalık için bilgi toplamak adına James Parkinson'un hastası üzerinde çeşitli testler yapmış ve tedavi yöntemlerini araştırmaya girişmiştir.

James Parkinson, kendisine gelen Parkinson hastasının tedavisine klasik felç tedavisi üzerinden gerçekleştirmiş ancak sizlerde tahmin edersiniz ki başarı sağlayamamıştır. Bu hastalığın sebebi keşfedildiği günden bugüne tam olarak ortaya çıkarılamamış ancak bazı tezlerin inandırıcılığı bilim çevreleri tarafından kısmi olarak kabul görmüştür.


Parkinson hastalığının ortaya çıkmasının nedenleri arasında beyne alınan bir darbe neticesinde veya damar tıkanıklığının beyinde oluşturduğu basınç sebebiyle ortaya çıkmış olması yönündeki tez, Mark Gulian tarafından 1869 yılında ortaya atılmış ve bazı araştırmalar ile kısmen doğrulanmıştır. Bu anlamda bu hastalığın ortaya çıkışı yönünde bugüne kadar gelmiş en kuvvetli tezin bu olduğunu söylemekte herhangi bir sakınca görmüyoruz.

Thursday, February 4, 2016

Parkinson Hastalığının Belirtileri Nelerdir?


Parkinson hastalığı bireyde kendini gösterdiği zaman bazı hareketsel dışa vurumlar meydana getirmektedir. Bu dışa vurumlar aynı zamanda Parkinson hastalığının en belirgin özellikleridir. Kişinin hareketlerinde normale göre bir yavaşlama gerçekleşmesi ve kişinin hızlı hareket edememesi Parkinson hastalığının habercisi olabilmektedir. Birey dinlenirken vücudunda sarsılma ve titremeler meydana geliyorsa, özellikle el ve ayaklarda Parkinson hastalığı septomları olarak bu durum sıkça görülmektedir, bu kişilerde Parkinson olma ihtimali mevcuttur.  Kişi vücudunda bulunan kasların kendi kendine gerildiğini, katılaştığını veya sertleştiğini hissediyorsa yine bu bulgular Parkinson hastalığının dışa vurumları arasında olabilmektedir.

Parkinson hastalarında, hastalık belirtileri çoğunlukla saydığımız bulgulardan biri ile başlayıp daha sonraki ilerleyen yıllarda tedavi edilmezse diğer bulgularında ortaya çıkmasıyla hastalık ilerler ve tedavi edilmezse kalıtsal bir hale dönüşür. Tedavi edilmeyen Parkinson hastalığı ilerleyen yıllarda bireyin yürümesine engel olabilir. Hastalık vücudun öncelikle sağ veya sol kısmında kendini yoğun olarak hissettirip ilerleyen yıllarda vücudun tamamına yayılabilmektedir, bu anlamda kişinin yürümesinde sıkıntı çektiği kısım sağ veya sol ayağının olduğu bölge olabileceği gibi sonradan her iki taraf için aynı sıkıntı ortaya çıkabilmektedir. Hastalığın ileri seviyelerde kişinin yüzünü etkilemesi halinde yüzün bir kısmının veya daha sonradan tamamının kısmi olarak hareket etmemesi ve hastalık ilerledikçe tam bir felç gibi tamamen hareketsiz ve mimiksiz bir surat oluşmasına sebebiyet verebilir. Kişinin vücudunda görünen titremeler genellikle kişi bir işle meşgul değilken ortaya çıkar ve özellikle eller en çok titreyen organlardır.


Parkinson hastası bireylerin tamamında titreme görülmemektedir. Bazı hastalarda psikiyatrik sıkıntılar, unutkanlık ve vücudun sağ veya sol yönde hareketlerinin kısıtlı ve yavaş yapılabilmesi Parkinson hastalığının habercisi olan diğer bulgular arasındadır. 

Parkinson Hastalığının Ortaya Çıkma Sıklığı Nedir?


Parkinson, genellikle orta ve ileri yaştaki bireylerde ortaya çıkan sinir sistemini etkileyerek hareket bozukluğuna yol açan bir rahatsızlıktır. Parkinson hastalığı analiz edildiğinde kadınlarda erkeklere nazaran daha az görüldüğü bu orann yarı yarıya fark ettiği gözlemlenmektedir. Parkinson'un genel olarak insanlarda görülme sıklığı binde bir oranındayken, altmış yaş üstü bireylerde bu sıklık yüzde bir oranlarına kadar yükselmektedir. Türkiye'de toplam 75.000 civarında Parkinson hastası olduğu tahmin edilmektedir. Yaşlı nüfusun fazla olduğu Norveç, İsveç, Bulgaristan gibi bir çok ülkede bu hastalığın sıklık oranı artış göstermektedir. Ülkemizde yaşlı nüfüsun artışı nedeniyle ileriki yıllarda hastalığın daha sık görüleceği varsayılmaktadır.

Parkinson Genetik  Bir Hastalık Mı?

Parkinson, genetik bir yatkınlıktan dolayı ortaya çıkabilen bir hastalık olduğu uzmanlar tarafından ortaya konulmuştur. İnsan evriminde meydana gelen bazı hatalar sonucunda bazı insanların atalarından aktarılan genetik kodlar içerisinde bulunan genlerde farklı mutasyonlar gerçekleşmiş olabilmektedir. Parkinson hastalığının evrimsel kökeni incelendiğinde genetik bir hata olmayıp, atalarda sonradan ortaya çıkmış bir parkinson hastalığının ağır etkileri neticesinde bu hastalığın genler vasıtasıyla aktarılmış olabileceği kanıtlanmıştır.


Bazı çalışmalara göre genetik Parkinson rahatsızlığı olmayan bir soydan gelen kişilerde de Parkinson görülebildiği ortaya konulmuştur. Genellikle kırsal alanda yaşayan ve tarım işleriyle uğraşan insanlarda kuyu suyunda veya tarım ilaçlarında bulunan bazı kimyasalların vücuda geçmesi neticesinde Parkinson hastalığının başlangıcı gerçekleşebilmektedir.  Parkinson şehir hayatı yaşayan insanların yedikleri besinlerden, soludukları havadan, içtikleri sudan kaynaklı olarakta oluşabilmektedir. Kesin bir şekilde sebebi bilinmeyen bu hastalığın oluşumuna katkı sağlayan çok sayıda faktör, insanların günlük yaşantısı içerisinde mevcuttur.  Birey Parkinson hastası olmak istemiyorsa sinir sistemini olumlu yönde etkileyen gıdalar ile beslenmelidir.

Wednesday, February 3, 2016

Parkinson Hastalığından Nasıl Korunulur?


Parkinson hastalığının sebebi hususunda kesin bir bilgi olmamasından dolayı korunmak için yapılması gereken özel pek fazla şey yoktur. Bazı araştırmalar bizlere ilginç bulgular vermektedir, araştırmaya göre sigara tüketen kişilerde Parkinson hastalığı, kullanmayan kişilere göre yüzde kırk oranında daha az gözlenmektedir. Sigara dışında kafein bazlı kahve gibi içecekleri sık tüketen insanlarda Parkinson hastalığı yine tüketmeyen insanlara göre çok daha düşük olarak gözlemlenmektedir.

Parkinson hastalığından korunmak için genel olarak bilinen sinir sistemine yarayan besinleri sık sık tüketmek gereklidir. Bunlar arasında fındık, ceviz, yeşil sebzeler gösterilebilir. Bunları tüketmenin kesin olarak Parkinson hastalığını engellediği söylenemesede hastalığa yakalanma sıklığının bu insanlarda daha az olduğu söylenebilmektedir.

Sağlıklı yaşayan, günlük düzenli beslenen ve spor yapan insanlarda diğerlerine göre biraz daha az olsada Parkinson hastalığı görülebilmektedir. Bu hastalığa yakalanmamak için şu adımları uygulayın kesin olarak hastalıktan korunacaksınız gibi bir söylemde bulunulamaz.

Parkinson Hastalığının Sebep Olabileceği Diğer Rahatsızlıklar


Parkinson hastalığı sonucunda ortaya çıkan el ve ayaklarda titremeler, kısmı felç gibi durumlar kişilerde halk arasında tik diye bilinen psikolojik bazı rahatsızlıkların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Tik dışında Parkinson hastalığı kendi başına başka bir hastalığa yol açamaz ancak ilaç tedavisi sırasında, ilaçların yan etki göstermesi neticesinde farklı sinirsel veya psikolojik rahatsızlıklar ortaya çıkabilmektedir. Cerrahi yöntem ile yapılacak Parkinson hastalığı tedavisi sırasında beyne takılan elektrotların yanlış bölgeye takılması kişinin vücudunda çok farklı rahatsızlıklara ve hatta ölümlere neden olabilmektedir. Yakma ile cerrahi müdahale yapılan hastalarda sağlıklı bölge yakılırsa kişinin beyin kanaması yaşamasına veya sonradan ortaya çıkacak farklı anomaliler yaşamasına sebebiyet verilerek kişinin ölümüne sebep olunabilmektedir. Parkinson tedavisinde tecrübeli bir Nörolog ile çalışmak şarttır.

Parkinson Hastalığı Nedir

Beyinde yer alan substansiya nigra isimli bir bölge vardır, bu bölge vucüt hareketlerinizi kontrol etmenizi sağlayan dopamin isminde kimyasal bir sıvı salgılamakla görevlidir.  Bahsi geçen substansiya nigra isimli bölgede bulunan hücrelerde çeşitli faktörlere bağlı olarak bozulmalar ve iş görememezlik durumu ortaya çıkabilmektedir, bu sorununu ortaya çıkması Parkinson hastalığını meydana getirir. Parkinson hastası olan kişi hareketlerini kontrol edememeye başlar. İlk zamanlar el, ayak titremeleri ile kendini gösteren hastalık ileri seviyelerde insan yaşantısını ciddi anlamda etkileyecek şekilde hareket kontrolsüzlüğüne yol açabilmektedir. İlerleyen yaşlarda Parkinson hastalığına yakalanma riski genç yaşlara göre oldukça fazladır.


Günümüzde Parkinson hastalığının pek çok türü ortaya çıkmıştır. Bu türlere genel olarak Parkinson sendromları veya Parkinsonizm denilmektedir. Bahsettiğimiz bu farklı tür hastalıkların tedavi yöntemleri Parkinson hastalığının tedavi yöntemleri ile farklılıklar gösterebilmektedir. Parkinsonizm aynı Parkinson hastalığına benzeyen belirtiler gösterebilir, ancak beynin farklı bölgelerinde veya substansiya nigra bölgesinde oluşan farklı hasarlar neticesinde oluşmuş olduklarından dolayı Parkinson tedavisi için kullanılan tekniklere aynı Parkinson gibi olumlu yanıt veremeyebilmektedirler. Bahsettiğimiz Parkinson hastalığının türleri iki farklı grupta toplanmaktadır, bu gruplardan birincisinin adı tıp çevrelerince Parkinson artı veya Parkinson Plus olarak anılmaktadır. Bahsi geçen diğer grup hastalıklar ise Sekonder Parkinsonizm olarak adlandırılmaktadır. Sekonder Parkinsonizm hastalıklarını meydana getirebilecek bir çok farklı hastalık mevcuttur. Direkt olarak beyin üzerinde bir hasarın gerçekleşmesi bu hastalıkların oluşması için şart değildir. Zehirlenmeler, ilaçların yan etkisi, damar tıkanıklıkları, enfeksiyon hastalıkları sebebiyle seconder Parkinsonizm türünde hastalıklar ortaya çıkabilmektedir. Farklı nedenlerle ortaya çıkan Parkinson türü hastalıkların sebebi iyi araştırılarak, sebebine göre bir tedavi rehberi oluşturulup bu yönde tedavi metodları uygulanmalıdır. Yanlış tedavi uygulamaları farklı hastalıklara sebebiyet verebilir.

Tuesday, February 2, 2016

Parkinson Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?


Maalesef Parkinson hastalığını tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi yöntemi henüz tıp litaratüründe bulunmamaktadır. Parkinson hastalığı ölümcül bir hastalık değildir, ancak kişilerde ilerleme seviyesine göre yaşam kalitesini doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir. Bu anlamda Parkinson hastalığının tedavisi yapılamasada ilerlemesini durdurmak veya kişinin yaşam kalitesini korumak amaçlı tedaviler yapılabilmektedir.

Parkinson hastalığının kısmi tedavisinde başarı oranı oldukça yüksektir. Hastalığı durdurmaya yönelik cerrahi, ilaç ve alternatif  tıp yöntemleri başlıkları altında toplanan temel olarak üç farklı tedavi türü mevcuttur. Parkinson hastalığının tedavisi için nörologlara başvurmak gerekir. İyi bir tedavi süreci için alanında uzman bir Nörolog ile görüşmek şarttır. Nörolog, Parkinson hastalığınızın türünü saptadıktan sonra türe göre tedavi uygulamaktadır.

Parkinson hastalığının tedavisi için ilaç tedavisi önerilirse bu ilaç tedavisinin amacı kişinin beyninde bulunan bir bölgeden salgılanan dopamin adı verilen o bölgede üreten ve vücut hareketlerini denetleyen kimyasal maddeye ek yapmak amaçlanır. Bu sayede eksik olan dopamin sıvısı yerine takviye yapılarak hastalığın kısmi tedavisi gerçekleştirilir. İlaçlar kişilerin bünyesine göre yan etkiler gösterebilmektedir bu anlamda ilacın dozu Nörolog tarafından iyi ayarlanmalıdır. Parkinson hastalığının ilaçla tedavisi için genellikle pramipeksol, ropinirol, pribedil, kabergolin, bromokriptin, lisurid, apomorfin ilaçlarından birisi tercih edilmektedir.

İlaç tedavisi kişide istenilen etkiyi yaratmazsa cerrahi yöntemlere başvurulması gerekir. Cerrahi yöntemlerde kişinin beyninde yer alan bazı bölgelerde yakma işlemi veya belirlenen bölgelere elektrotlar yerleştirilmesi ile mümkündür. Elektrot yöntemi tercih edildiğinde, bu elektrotlardan gelen elektrik sinyali bölgenin beyinden emir geliyormuş zannedip dopamin miktarını arttırması hedeflenmektedir.


Üçüncü bir tedavi yöntemi ise çok ileri seviyede olmayan Parkinson hastaları için tercih edilebilecek bir yöntem olan alternatif tıptır. Alternatif tıp tedavisi, kişinin bol oksijenli doğayla özdeş bir yaşam sürmesi ve düzenli spor yapmasının üzerine çeşitli bitkileri çay olarak veya pişirerek yemesine dayalı bir tedavidir.

Parkinson Hastalığı Kimlerde Daha Sık Olarak Görülmektedir?


Genellikle orta ve ileri yaşlarda ortaya çıkan Parkinson hastalığı bahsi geçen yaş grubuna dahil kişilerde çok daha fazla ortaya çıkmaktadır. Bu kişilerde beyin kanlanma aksaklıkları, yavaş düşünme ve hareket etme, depresyon veya yaşlılık bunalımı Parkinson hastalığına benzer bulgular ortaya çıkartabilmektedir. Parkinson hastalığının teşhisi için uzman bir Nöroloğa görünmek şarttır.
Parkinson hastalığı bireyin yaşı ilerledikçe yavaş yavaş ortaya çıkabilen bir hastalıktır. Beyinde üretilen dapomin maddesi zaman içerisinde yaşlanmaya bağlı olarak daha az üretilir ve bu nedenle hastalık oluşur.

Türkiye'de 65 yaş ve üstü kişilerde genellikle görülmektedir. İstatistiksel olarak erkeklerde görülme sıklığı kadınların yaklaşık olarak iki katı civarındadır. İstatistiklere göre hastalığın görülme yaşı ölüm yaşına paralel olarak gün geçtikçe azalmaktadır. Tabi bu bulgu tıppın gelişip Parkinson tanısını daha rahat koyması nedeniyle ortaya çıkmış olabilir.

Parkinson Hastalığının Nedenleri Neler Olabilir?
Daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz üzere Parkinson rahatsızlığı beyinde bulunan bir bölgede üretilip salgılanan Dapomin adındaki kimyasalın azalması neticesinde ortaya çıkar.Parkinson hastalığını kesin olarak bir nedene bağlamak şuan için mümkün değildir ancak bazı istatistiksel verilere dayanarak tarım işçilerinin, tarım ilaçları nedeniyle yakalanma sıklığı daha fazla denilebilir.

Seconder Parkinson hastalıkları diye adlandırılan Parkisyon çeşidi hastalık grubunun sebepleri bellidir. Bahsi geçen sebepler arasında uzun süreli psikiyatrik ilaç kullanımı, ağır metaller ile bir arada uzun süre kalmış, beyin iltahabı geçirmiş, menenjit hastalığı geçirmiş, başa sürekli darbe almış kişilerde seconder Parkinson oldukça sık görülür. Parkinson hastalığı için önleyici gıdalar olarak bilinen gıda türleri yoktur. Ancak genel olarak sinir sistemini kuvvetlendiren besinlerin işe yarayabileceği bulguları mevcuttur.

Monday, February 1, 2016

Parkinson Hastaları İçin Hangi Şartlarda Ameliyat Önerilir


Parkinson hastalığı tedavisi için cerrahi tedavi en son önerilen tedavi türüdür. Hasta öncelikle ilaç ile tedavi edilmeye çalışılır hasta yanıt vermiyorsa cerrahi müdahaleye karar kılınır. Parkinson hastalığını ameliyat ile tedavi ederken iki farklı yöntem kullanılmaktadır. Bahsi geçen yöntemler lazere benzeyen bir cihaz ile yakma ve beyne pil takılması ile gerçekleşmektedir.
Hastalarda görülen hastalık bulgularına görede ameliyat yapılmasına karar verilebilir. Belirli bulgular sıkça görülüyorsa beyne ufak bir delik açarak beyinde hastalığa neden olan hücrelerin bulunduğu yerler yakılarak bu hücrelerin tedavisi gerçekleşebilir. Hastalarda ilaç yan etkisi mevcutsa bu yöntem sıkça kullanılmaktadır.
Bazı Parkinson hastalarında hastalık bulguları farklı ve iki taraflı olarak görülmektedir. Yani bireyin hem sağ kısmı hemde sol kısmında hastalık bulgularına rastlanılmaktadır. Bu hastalar oturdukları yerden kalkamayıp, yürüyememektedirler. Bu hastaların beyninin iki lobuna birden müdahale gerçekleşmesi gerekir. Bu amaçla hastanın iki lobunada pil takılır ve elektriksel akımdan yararlanarak bireyin dopamin salgılaması kontrol altına alınır. Yakma yöntemine göre daha ağır iyileşme süreci vardır, kişi ameliyat sonrası ağrı, sızı yaşayabilmektedir.

Parkinson Hastalığında Gen Tedavisi
Bugün bu tedavi yöntemi tıbbi çevrelerce tartışılmakta ve bu anlamda deneyler sürmektedir. Olumlu yanıt alınan deneyler neticesinde bu tedavi yönteminin önümüzdeki yıllarda insanlar üzerinde kullanılabilecek olması tıp çevrelerince konuşulan bir dedikodudur.

Bu tedavi yöntemi bazı zararsız virüslere gen aşılaması yapılarak beynin dopamin salgılamaktan sorumlu olan kısmına enjekte edilmesi ile yapılır. Enjekte edilen virüslerin içerisinde yer alan genler sayesinde beyinde bazı enzimlerin salınımını arttırarak beynin dopamin salgılamayı yeniden arttırması hedeflenmektedir. Tıbbi anlamda çığır açabilecek tedavi yöntemi arasında gösterilen genetik tedavilerin  insanların hayatına girdikten sonra Parkinson gibi tedavisi tam olarak mümkün olmayan bazı hastalıkların son bulması tıp dünyasının umut ettiği bir durumdur.

Parkinson Ameliyatı Nasıl Gerçekleşir?


Parkinson hastalığının cerrahi müdahalesi iki farklı yöntemle yapılmaktadır. Bu yöntemlerin birincisi beyne takılan elektrotlar ile dopamin salgılanmasını kontrol etmek, diğer bir yöntem ise dopamin salgılanmasına engel olan bölgeleri yakmak ile mümkündür.

Parkinson ameliyatı sırasında hastalar genellikle uyanık olmaktadır ve hastayla doktor sohbet ederken ameliyat gerçekleşir. Ameliyat öncesinde hastanın kafatası çevresine toplamda beş adet iğne batırılır ve bunların sabit durması açısından vidalama işlemi gerçekleşir. Bu vidalara geçirilen demir çerçeve ile hastanın ameliyat edilecek yeri tam olarak belirlenmekte ve hesaplamalar yapılmaktadır. Hasta yalnızca iki adet uyuşturucu iğnenin acısını duymaktadır. Bu iğneler beyin üzerine yapılmaktadır, ancak telaşa düşürecek kadar bir acı hissiyatı söz konusu değildir. Bu ameliyat sırasında hastanın uyanık olması şarttır. Hastanın uyanık olması sayesinde, cerrahlar hastanın beyninin belirli bölgelerine verecekleri elektriksel yükün tepkimelerini ekran üzerinden izleyerek hangi bölgeye uygulanan elektrik hastaya yararlı oldu, bu konu üzerinde tespit gerçekleştirmektedirler. Hastanın kafa tası kesilerek açıldıktan sonra beyin bölgesine zarar gelmemesi için özel olarak tasarlanmış cihazlar kafa tasını sabit tutacak şekilde yerleştirirler. Ameliyatı gerçekleştiren cerrah son derece titiz çalışır çünkü beyin üzerinde gerçekleşecek yanlış bir kesik geri dönülmez bir duruma sebebiyet vererek hastanın kaybedilmesiyle sonuçlanabilir. Eğer hastanın beynine pil takılmasına karar kılındıysa gerekli elektriksel kontroller yapıldıktan sonra hastanın acı çekmemesi için uyutulması işlemi gerçekleşir ve bu noktadan sonra hastaya elektrotlar yani piller yerleştirilir.

Hastaya takılan pillerin ömrü 10 ila 20 yıl arasında değişiklik göstermektedir, bu pillerin bitmesi durumunda hastanın sağlığı hususunda bir düzelme yaşanmadıysa yeni pillerin beyin üzerine yerleştirilmesi için hasta yeniden ameliyat masasına yatırılmaktadır.

İleri Düzey Parkinson Hastalığının Bulguları Nelerdir?


Bu bulgular bireylerin bünyelerine göre değişiklik göstermektedir. Bazı hastaların vücutlarında ortaya çıkan titremeler yıllar boyunca tek Parkinson belirtisi olarak kalabilmektedir. Bazı hastalarda Parkinson adına söylenebilecek bütün bulgular aynı anda görülebilmektedir. Hastalık bulguları ilerledikçe, hastalarda ortak olarak ortaya çıkan bulgular arasında genellikle kaslarında olan gerilme ve sertleşmeler, günlük hayatlarında her zaman yaptıkları hareketleri yapmakta yavaş olma veya zorlanma. Düşünsel anlamda oldukça yavaş düşünme ve konuşma olarak görülmektedir.
İleri evredeki Parkinson hastaları genel olarak hareket etmek, yürümek, kendi başlarına rahatça gezebilmek, uyurken yatakta dönebilmekte, yazılarının bozulması ve yeme içme konusunda zorlanma görülebilmektedir.

Parkinson Hastalığında Erken Evre Belirtileri Nelerdir?
Parkinson rahatsızlığının erken evrede ortaya çıkarttığı bulgular için aynı şeylerden söz edememekteyiz. Bahsi geçen bulgular bireyden bireye farklılıklar gösterebilmektedir. Kimi hastalarda titreme ile başlayan Parkinson hastalığı, kimi hastalarda kasların kasılması ve sertleşmesi ile ortaya çıkabilmektedir. Bu anlamda farklı bulgular söz konusu olsada istatistiksel olarak erken evrede daha fazla görülen bulgulardan söz edebiliriz. Erken evre Parkinson hastalarında istatistiksel olarak sıkça el ve ayaklarında titreme görülmektedir. Bu anlamda her titremesi olan yaşlı bireyin Parkinson rahatsızlığı var denilemez bu yüzden bir Nörolog kontrolü şarttır.

Orta yaşta bulunan grupta Parkinson hastalığının bulgusu olarak genellikle titreme ve kasılmalar hemen hemen eşit oranlarda görülmektedir. İleri yaşlara göre daha az farklılık gösteren orta yaş Parkinson hastalığının erken evre bulguları genellikle bahsettiğimiz iki bulgu çerçevesinde olsa da vücudun belirli bir bölgesinde hissizleşme ve hareket kabiliyetinde azalma, yavaş düşünme, hareket etmekte zorlanma orta yaş insanların erken evre Parkinson hastalığı belirtileri olarak ortaya konulabilmektedir.